0 507 853 36 68

0850 840 65 81

English
İnsan Yok Olduğunda ...

10 Şubat

İnsan Yok Olduğunda ...

İnsan yok olduğunda bu gezegen rahatlayacak Sürgünüz ve zararlıyız bir de…

 

Aynen öyle. Yok olduğumuzda bu gezegen rahatlayacak. Düşünsene, arılar yok olduğunda dünya yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor ama insan yok olduğunda 100 yıl içinde dünya kendini tamamen yeniliyor. İnsanoğlu, kendi türdeşine azap eder, nefret eder, hem diğer canlılara, hem kendine zarar verir... Çiçek açmaz, güzel kokmaz, karbondioksiti oksijene çevirmez, hiçbir işe yaramaz.

 

İşte bu yüzden bir ideoloji olmadığında içine düştüğümüz anlamsızlık çukuru aslında çok doğal. Anlamsızız ve sürekli anlam aramak zorundayız.

 

Hangi tarihe ışınlanırsak ışınlanalım, elimizde hangi araç olursa olsun anlam arayışı devam edecek. Fıtratımızda var olan bu arayışımız sayesinde bu noktaya geldik. 800 kuşak boyunca orman ve mağaralarda yaşadık. Anlam arayışı bizi evire evire bu noktalara getirdi. Bugün ormanda bir gün bile yaşayamayacak canlılara dönüştük mesela. Hakim olma arzusu bizi mutsuzluğa mahkum ediyor. Ama bu iyi… Eğer hep zevk ve mutluluk peşinde koşsaydık hiçbir sanat eseri olmazdı. Her şeyi ama her şeyi huzursuzluğumuza borçluyuz. Sanat da, icatlar da bu anlam arayışının sonucu.

 

Ya teknoloji?

 

Teknoloji, insanın doğaya başkaldırısıdır. Yaratmak, hükmetmek ve kontrol etmek istiyoruz. Şartlara uymak yerine şartların bize uymasını talep ediyoruz. Tüm bunlar teknolojiyle olan hikâyemizin özeti…

 

Diğer yandan yapay zekâdan, yarattığımız teknolojinin geleceğinden korkuyoruz. Tuhaf değil miyiz?

 

İnsanoğlu değişimi sevmez. Mümkün olduğu kadar şartlarının devamını talep eder. Çünkü sahip olduğu başarının neden kaynaklandığını bilmez. Bilmediği için her yenilik insan için tehdit oluşturur. Mesela 10 parmak daktiloyu çok biliyorsunuzdur ve bu yüzden yeni gelen bilgisayar tarzı bir cihazı ret edersiniz. Onun nimetlerini istemediğiniz için değil; sizin yetenekleriniz daktilo devrine ait olduğu için. Bu ‘Alarmizm’ denilen bir akım doğurmuş.

Kaynak ve Devam